Yazı boyutunu büyütmek için     
Share/Bookmark
 
 
Sayı : 38

Temmuz 2010

Bu yazı ;
502 defa Okunmuştur. Yazıcı için

Deccali Tanrılaştırma, Deccaliyet ve YahudilikDeccali Tanrılaştırma, Deccaliyet ve Yahudilik
Prof. Dr. Murat SARICIK

1. Deccalı Tanrılaştırma ve Deccaliyetin Silahlıları

Resul-i Ekrem (s.a.v.), bir önemli açıklamasın- da deccalin (ve deccaliyetin) silahlı adamlarından (mesâlih’u’d-deccâl)(1) ve onların insan haklarına saldırılarından da söz eder.

1) Hadiste yer alan “mesâlih”, yanında silahı olan ve silah taşıyanlardır. Buradan, fitnesi büyük olan büyük deccaliyetin; gücünü silahtan ve silahlılardan, yani askerlerden ve ordulardan, adı ne olursa olsun silahlılardan alacağı anlaşılmak- tadır. Silahlılar, herhalde onun askerleri, adamları veya silahlı güçleri olmalıdır.

2) Aynı hadiste haber verildiğine göre o güçler; deccalı “Rab/Allah” (Rab gibi ve neredeyse ona denk) görürler ve inanırlar. Yani onun emir ve prensiplerini Allah emirleri ve kuralları gibi algılarlar ve öyle görürler.

3) Deccalin (veya deccaliyetin) rablığının bir başka ciheti de, Allah’ın koyduğu bazı kuralları kaldırıp, yerine ilahi kurallar gibi algılanacak kendi prensip ve hükümlerini koymasıdır.

4) Ayrıca o, insanları kendi zihniyetine göre eğitip şekillendirdiği için, insani anlamda bir rabtır. Çünkü Arapçada rab kelimesi Allah’tan başka tanrılaştırılanlar için de kullanılır.(2) Onun emrindekiler, büyük deccalin veya (deccalizmin) zoru ve emriyle, deccala “Rab olarak”, “Rab gibi” inanmayanlara ve onun tanrılaştırılmasına (zihniyet ve emirlerine) karşı çıkanlara “dövmek- le” de işkence ederler. (3)

5) İnsan haklarına saldırı demek olan dövmek, işkence, insanları aşağılama, haksızlık ve hukuksuzluk; totaliter baskı rejimlerini hatıra getirmektedir. Deccaliyet işkencesine maruz kalanlar büyük sevap alırlar, onun silahlı güçleri tarafından öldürülen müminler cennetliktir.(4) Fakat herkes, gerçeği kavramayan, basın yayınla şartlandırılıp deccal taraftarı haline getirilenler, öldürülenleri ve haksızlığa maruz kalanları böyle görmezler.

Şu halde özellikle büyük deccal veya deccaliyet, arkasına silahlıları, ordu veya polis gücünü alıp “pek iktidarlı ve pek güçlü” görünecektir, onun döneminde işkence, insan hakları ihlalleri çok olacak, muhalifler adil mahkemelerle ve adaletli bir hukukla verilen kararlarla değil, hukuk ihlalleri sonucu onun askerlerince katledileceklerdir.

2. Deccaliyetin Sırtını Yahudiliğe Yaslaması

Büyük deccal ve deccaliyet; kendi çağında Yahudi kuvvetini arkasına alarak da iktidarlı görünecektir. Enes b.Malik’in bildirdiğine göre Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur:

“Deccal’a Isfahan Yahudilerinden üzerlerinde taylasanları olan yetmiş bini ittiba eder/uyar.”(5) Hadis önemli konulara parmak basar:

1) Hadiste Isfahan, “Asbahân” veya “Isbahân” olarak geçer. Isfahan Hz. Peygamber döneminde Yahudilerin çok olduğu bir yer olmalıdır. Ayrıca bazı hadislerde Isbahan zikredilmeden, deccala tabi olan yetmiş bin Yahudi’den söz edilir.(6) Bir başka rivayete göre, deccalin çoğu tabiileri Yahudiler ve kadınlardır.(7)

Şu halde ahirzamanda çıkacak büyük fitneli büyük deccal, Yahudilerin yahut Yahudileri ve Siyonizm’i temsil eden mihrakların gücünü ve desteğini alarak İslama karşı tahribatını yapacaktır. Yahudi desteği, “Yahudiliğe hizmet eden gizli veya açık Yahudi kuruluşların gücü ve desteği” de olabilir. Bu güç, siyasi, ekonomik, askeri, Yahudi güdümlü basın yayın ve benzerlerini içine alabilir.

2)Semavi dinlere ve İslamiyet’e karşı 20. yüzyılda en büyük darbeyi vuran, komünizmin fikir babası bir Yahudi olduğu gibi, komünizmin Rusya’da yerleşmesine ve dünyaya yayılmasına büyük katkı yapan Troçki (1879- 1940) de bir Yahudi’ydi. Çağımızda dünya düzeninde ve ülkelerin yönetiminde Yahudiliğin, Yahudi menşe- li masonluk vb.nin etkisi de baskın olarak görülmekte, dünya basın yayını ve ekonomisinde Yahudilerin gücü ve yönlendiriciliği herkesçe iyi bilinmektedir. Demek deccal da kendi çağında, Yahudilerin veya onların temsil ettiği Yahudilik ve zihniyetinin gücünü arkasına alarak, iktidarını ve icraatlarını sürdürecek ve onlar içinden çıkacaktır.

3)Yukarıda deccala uyacak Yahudilerin “taylasanlı” olduğu belirtilmektedir. “Taylasân”, Arapça “talesa” kökünden gelir. Tals, imha etmek, görme duygusunu kaybetmek, hapse atmak veya gizlemek anlamındadır. Taylasanın çokluk şekli “Tayâlis ve Tayâlisa”dır. Taylasan Arapçaya Farsçadan girmiştir, aslı tâlisândır. (Kelime; te, lam ve sin ile yazılır). Taylasan omuza atılıp bütün bedeni bürüyen, kolu vesairesi olmayan şal diyebileceğimiz bir örtüdür. Başa sarılan sarığın, omuz üzerine salınan uçlarına da “taylasan” denir. Başa ve boyuna sarılan şallar ve benzerleri hep taylasan olarak isimlendirilir.

4)Hadislerde “Kitâbu’l-Libâs” konusu incele- nirse; sarık ve onun göğse veya sırta sarkıtılan ucundan söz edildiği görülecektir. Bu Müslüman- lara tavsiye edilir. Sarık ve sarığın bu şekilde sarılması İslamî bir kıyafettir. Hz. Peygamber ve sahabeleri bu türlü sarıklar sarmışlardı. Daha sonraki devirlerde de müslümanlar hep sarıklıdır. Sarık bir simgedir. Sarık denince öncelikle İslam ve Müslüman akla gelir. Taylasanı sarığın sarkan ucu olarak alırsak, deccal taraftarı Yahudiler de taylasanlı olduklarına göre, onlar da “görünüşte” müslümandırlar,(8) Müslüman gibi giyinip kuşanırlar, onlar gibi görünürler. Müslümanlardan kültürel öğeler almışlardır, yurt ve yerleşim yeri olarak aynı yerdedirler.
Onlar içinden, İslam topraklarından çıkan büyük İslam deccalı da, bu Yahudiler gibi müslüman görünecek ve bilinecektir.(9) Ama o ve ona destek verenlerin içi dışından farklı olacaktır. Onlar içlerinde Yahudiliği, onun zihniyetini taşıyacaklar, ona hizmet ve destek verecekler; fakat görünüşte Müslüman sanılacaklardır. Yukarıdaki açıklama; deccalin Yahudi nüfusun çok ve baskın olduğu bir yerleşim merkezinden ve müslüman bir aileden çıkabileceğini de akla getirmektedir. Bütün bunlardan sonra konuyu şöyle özetleyebiliriz:

a)Deccal, Yahudilerdendir: İlk olarak onların bol olduğu bir yerleşim merkezinde görünecektir ve Müslüman bilinip görünse de, sonuç olarak Yahudiliğin hizmetinde olacak ve onlardan güç alacaktır.

b)Ona güç veren Yahudilerin taylasanlı olmaları, onların bir müslüman ülkede olmalarını, onlar gibi giyinmelerini, Müslüman göründükleri halde öyle olmadıklarını, İslama dönmüş gibi algılansalar da ona dönmediklerini düşündürmek- mektedir.

c)Yetmiş bin açıklaması, o yerleşim merkezin- de Yahudi varlığın çokluğuna işaret olmalıdır. Arapçada “yetmiş” çokluğu da anlatır. Yahudilerin Taylasanlı oluşu, bunların Müslüman toplum içinde olup, İslamların giyim kuşam ve kültürlerin- den etkilendiklerini ve sarık sardıklarını göster- mektedir.

5)Şu halde Müslümanlar içinden çıkacak olan büyük İslam deccalı, Müslümanlığa dönmüş görünen ve bilinen Yahudilerden, Müslüman iken Yahudileşen ve Yahudilik zihniyetini benimseyen- lerden veya Müslüman göründüğü halde, Müslüman olmayanlardan (münafıklardan) güç alacak ve icraatlarını, meshini (büyük yıkım ve değişimlerini), küfri yönelişlerini ve yalanlarını böylece yayacaktır. Bu durum deccal ve deccali- yetin büyük temsilcilerinin, zeki, büyük siyasi kimseler ve yönetimde baş icraatçılar olduklarını da düşündürmektedir. Mısırlı yazar Said Eyyub, haklı olarak bazı materyalist filozofların Yahudi asıllı olduklarına dikkat çekerek isimlerini verir ve bunları deccalin Yahudi asıllı yardımcıları olarak yorumlar.(10)

Bir rivayete göre “kadınlar” da deccala uyanlar içinde çoğunluğu teşkil ederler ve çoklukla yer alırlar: Öyle ki müslüman biri kızını, kız kardeşini ve halasını deccala ve deccaliyete yönelir korkusuyla evden çıkmasın diye bağlayabile- cektir.(11)

Buradan sokağın ve toplumun o günlerde tehlikeli ve İslamsızlaştırılmış halde olacağına da bir işaret vardır.

KAYNAKLAR:

AHMED B. HANBEL, Müsned, I-V; Çağrı Yayınları, İstanbul 1992.
AND, Metin, Minyatürlerle Osmanlı- İslam Mitologyası, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul 2007.
DEVELLİOĞLU, Ferit Osmanlıca Türkçe Lügat, Aydın Kitabevi, Ankara 1986.
FEYRUZABADİ, Muhammed b. Yakub, el-Kâmûsu'l-Muhit, Müessesetü'r- Risale, Beyrut 1996.
GÜMÜŞHANEVİ, Ahmed Ziyaüddin, Ramûzu'l-Ehadis, terc., Naim Erdoğan, Pamuk Yayınevi, İstanbul 1980.
MÜSLİM, Ebu'l- Hüseyn el- Kuşeyri, Sahihu Müslim, I-III, Tahkik, Muhammed Fuad Abdulbaki, Çağrı Yayınları, İstanbul 1992.
SABAZ, Burhan, “Deccal”, Tefekkür, XIX, Nesil Matbaacılık, İstanbul 2009, s. 28- 31.
SARITOPRAK, Zeki İslama ve Diğer Dinlere Göre Deccal, Yeni Asya Yayınları, İstanbul 1992.
TAFTAZANİ, Mesud b. Ömer, Şerhu'l- Makâsıd, I-V, Beyrut 1988.

DİPNOTLAR:
1-Müslim, III, 2256. nr.2137/113, fiten, 21.
2-“Farklı rabler mi hayırlı, yoksa kahhar olan vahit Allah mı?” Burada Allahtan başkaları için erbab/rabler adlandırması vardır. Bkz. Yusuf, 12/ 39; krş. Al-i İmran, 3/ 64; 80; Tevbe, 9/ 21.
3-Müslim, III, 2256. nr.2137/113, fiten, 21. Ayrıca bkz. And, s. 245; Sabaz, “Deccal”, Tefekkür, XIX, s. 29.
4-Gümüşhanevi, nr. 6289.
5-Müslim, III, 2266, fiten, 25, nr.2944; Deccalin çıkacağı yerle ilgili diğer rivayetler ve doğudan çıkması konusunda bkz. Sarıtoprak, s. 72- 73. Deccalın gücünü Yahudilerden alması. Bkz. Sabaz, “Deccal”, Tefekkür, XIX, s. 30.
6-Ahmed b. Hanbel, III, 292.
7-a.g.e., IV, 216- 217.
8-Feyruzabadi, s.714; Heyet, el-Mu'cem, s.561. Tayâlis kelimesi için bkz. Devellioğlu, s.1246.
9-Taftazani, V, 314.
10-İsimler için bkz. Sarıtoprak, s. 86, (Said Eyyub, el- Mesihu'd-Deccal, s. 53'ten). Bazı minyatürlerde deccal taraftarları, iki boynuzlu veya Yahudi kavezası (başlığı) giymiş olarak da resmedilmiştir. Bkz. And, s. 245.
11-Sarıtoprak, s. 86, (Ahmed b. Hanbel, II, 67'den).